Olmayan Kardeşimden Mektuplar

25 Aralık 2011

Not: Uzun bir süre boyunca, evime gelen, ancak bana yazılmamış mektuplardan birisidir bu. Mektubu yazan kişiyle hiç tanışmadım, ona hiç cevap yazmadım. Korktum galiba. Ama o yazmayı hiç bırakmadı. Aslında bunları yayınlamak ne kadar doğru bilemiyorum ama anlattıklarının bir şekilde, bir yerden sese dönüşmesi gerektiği hissini de içimden atamadım. O yüzden bu yazıları ortaya dökmeye karar verdim. Metinlerde çok ad geçmediğinden, isim değiştirmeme çok gerek kalmadı ama gerekli bazı yerlerde değişiklikler yaptım.

E.B.A.

- I -

"Nasılsın? İyi misin? Bugün telefonla konuştum, babamla, anlattı durdu. Şike mevzularından bahsetti, önümdeki not defterine bir dolu şey çizdim ben de. Elleri bir türlü beceremiyorum yapmayı. Aslında eller kadar önemli bir uzvumuz var mı? Her neyse, bir süredir kendimi iyi hissetmiyordum, hastalandım evden çıkamadım falan, bilgisayar garip bir şey, insanın zamanı öldürebilmesi için tanrı tarafından aşağı gönderilmiş bir silah sanki. Acımasız bir deus ex machina. Havin ile karşılaştım. Okuldan çıkmış yürüyorlardı. Seni sordu, toplantılara niye gelmiyor artık dedi, bir şey diyemedim, siyasetten hiç anlamıyorum ya, hemen geriliyorum anlayan birisinin karşısında. Biraz yalnız hissediyorum kendimi sanırım. Sırf kalabalık içinde olmak için, pazara bile gittim biliyor musun? Esnafla konuştum. Biraz alışveriş de yaptım. Yemek yapmayı hala öğrenemediğim için, hepsi öyle çürüdü gitti. Gazete okumak istiyordum aslında ama onu da beceremiyorum, sıkılıyorum hemen. Ceketlerim var, gömleklerim, kış gelsin diye bekliyorum, yazın böyle bir gerginim hep. Şimdi şeyi soracaksın, o kız ne oldu diyeceksin. Olmadı. Annesinde guatr mı ne varmış, bu aralar hiç böyle şeylere uygun değilmiş psikolojisi. Guatrla bunun ne alakası var aslında değil mi? Ben iyi değilim abi. Seni de özlüyorum. Yalan söylemeyeyim şimdi. Sen ne yaptın? Şiir işleri falan nasıl gidiyor? Gönderdiğin fanzinleri aldım. Bira bardağı izi bile bıraktım bir tanesinin hatta. Sigara içiyorum bir de. Sonra, ne bileyim, barlarda tek oturmak kötü oluyor. Birahanelere gidiyorum, maç izliyorum bazen. Birahanelerde daha bir birlik havası var sanki. Şimdi diyeceksin, o kızı unutmamışsın sen diyeceksin. Unutmadım. Boynundaki damarlara kadar aklımda. Aslında ona bir şeyler yazdım ben de. Ama sizin yazdıklarınızın yanında şimdi, öyle komik durur. Yine de yazdım, sevince yazılıyor galiba. Sevince insan gidip, saatine pil de taktırıyor. Ne bileyim, televizyon izlerken uzaklara dalıyor, güzel bir uzaklara dalma ama bu. Çok uzaklara dalıyorum bu aralar abi. Her zaman da güzel olmuyor bu. Bir ara uğrasan buraya, iyi olacak aslında ama işin gücün var tabi senin de. Sen ne yaptın? Barışabildiniz mi şu kızla? Şimdi "şu" dedim diye kızacaksın ama, neyse. Babam iyice kötülemiş. Sinirli hep. Annem de bir garip. Sessiz. Haftada bir kere gidiyorum. Sanki o gittiğim anlarda yaşlanıyorum sadece. Çok şey yok burada. Dövme mi yaptırsam acaba? Tamam tamam garip bir şey ama, bir şeyler acayip. İşin doğrusunu istersen, aklımda garip bir şeyler oluyor abi. Böyle, zihnimde, bir şeyler gırç gırç ediyor, aklımda acayip bir şeyler oluyor abi.
Kardeşin
R."

- II -

"Merhaba abi, nasılsın? İyi misin? Sen cevap atmadın ama, nasılsın, ben çok iyiyim, cevap atsaydın keşke, abi dövme yaptıramadım, pahalıymış, onun yerine ben de gidip rakı içtim, bir barda yaptım bunu hem de. Yalnız kalmak istiyordum ve güzel bir maç yoktu o akşam.Seni düşündüm, parkın tekinde oturan bir kadın gördüm, yaşlıydı, midem bulandı onu görünce, seni düşündüm, dedim ki ne kadar eğleniyordur, o yüzden cevap atamadı dedim. Abi ben annem ve babamla artık küstüm, evimdeyim, televizyon izliyorum. Birisiyle tanıştım ama kimseye bir şey demememi tembihledi, ben de sana demiyorum. Güneş gözlüğü aldım bir tane, çerçevesi ince, kırmızı böyle, çerçevesi kırmızı ince, güzel bir gözlük, Ankara'dan okuldan bir arkadaşım uğrayacakmış, gel dedim, gelince konuşuruz dedim, arayıp duruyor, açamıyorum telefonu, korkuyorum telefonu açmaya, çünkü onunla görüşemeyeceğim, çünkü çok işim var yapacak, mesela daha çok iş var ya, ben o işleri bekliyorum. Ben sanırım çok uzun yıllardan beri bir şeyleri bekliyorum, araba çarpsın istiyorum mesela bazen, insanlar çevreme dolansın, bana baksınlar, yardımcı olsunlar. Arabalar çarpmıyor ve durakta bekliyorsun otobüsleri, otobüsler çoğunlukla geliyor. Gelmeyen otobüs bir yalan, sadece yanlış zamanlar var ve gelen otobüsü ne kadar istediğinle ilgili kendine söylediğin yalanlar. Karanlığı sevmiyorum, o yüzden geceleri de ışık açık yatıyorum ve anladığım kadarıyla aşağıda oturan komşum faşist, bence ölsün o, böyle şeyler söylememem lazım aslında, ama düşünmeden edemiyorum, bir arkadaşım var burada ona da açıldım, şey de garsonluk yapıyor, dürümcüde, ona dedim ki kendimi çok iyi hissetmiyorum, birileriyle seviş dedi, birileriyle sevişmek için bir yer söyledi, o da gitmiş, memnun kalmış, bir berenin ardına saklanıp, onun suratına sandalyeyi geçirebilirdim. Sen nasılsın, iyi misin? Beni niye çağırmıyorsun yanına? Seni utandırıyor muyum? Eğer Havin'le ilgiliyse muhabbet, o konuları geride bırakalım. Trende bir adam koyunla yaşadığı ilk seks deneyimini anlattı. Nereye gittiğimi mi soruyorsun? Hiç bir yere gitmiyorum bu aralar, trene biniyorum, sonra inip, geriye dönüyorum. Başka türlü aklımdaki uğultu gitmiyor abi. Bir ses, gürültü var, belki de annem ve babamın gidişiyle alakalıdır, kaç yıl oldu, mezarlarından iğreniyorum biliyor musun, beni aramıyor artık babam, korkma, benden korkuyor musun acaba? Birilerinin benden korktuğu düşüncesi hoşuma gidiyor abi. Bir sır vereceğim sana, karşı komşunun kızı, liseye gidiyor daha, bana bakmadan korkuyor ve bu beni sertleştiriyor biliyor musun?

Seni seven kardeşin

R."

-III-

"Bir mucizeye tanıklık etmiş dürümcüdeki garson. Nasıl bir şey olduğunu sormadım. Bana iftarda masa tutmuş, ona iyi bir şeyler yapmak lazım gibi düşündüm. Nasılsı? İyisi? Ben de iyiyi. Çok güze her şe. Gözlerim biraz kötü. Güneş gözlüğü aldığımı söylemiş miydim? Çok seviyorum. Karşı komşunun liseli kızına aşık oldum. Bir kere okuldan eve geldi, kapıdan çıktım, bakıştık, sonra hızla eve girdi, ben de dışarı çıktım. Sen Havin'le neler yaptın mesela abi? Abi sen bir orospu çocuğu musun? Havin sana selam söyledi geçen. Havin dedi ki, sen bir orospu çocuğu, ben de bir garibin tekiymişim. Ben niye garibin tekiyim? Birilerinin beni izlemesini nedense çok istiyorum bu aralar. Bir şey itiraf edeyim mi? Hayatımda ilk defa bir kediye tekme attım bu aralar. Acaba intikam almaya gelirler mi? Televizyonda güzel çizgi filmler artık yok farkında mısın? Bir dilenciyle karşılaştım. Nasıs? İyis? Dilenci benden yardım etmemi istedi. Eğilip, suratına tükürdüm. Bence insanoğlunun içinde başkalarına yardım etmek için gerekli güdüler yok. Yani birilerine hiç bir neden olmaksızın iyi bir şeyler yapmak doğal değil. Oysa kötülük farklı, kötülük çok doğal, hiç uğraşmaya bile gerek yok, sadece kendin ol yeter, kötü oluyorsun. Çok acayip değil mi? Bir gün gittim, karşı komşunun liseli kızını takip ettim, beni fark etsin diye bir de arada laf attım ona, adımlarını hızlandırdı. Abi, mezarlara gitmiyorum artık söz, bir de otobüslerde kimseye şeyimi göstermiyorum. Sadece bir kere yaptım zaten. Bir daha yapmadım. O gün rakı içtim yok sonra, meyhaneden atmadılar beni, şarkı söylettiler, dans ettim falan. Terledim kaçtım sonra. Abi, benim aklımda bir şeyler oluyor, abi bana cevap atmışsın, demişsin ki, naber, rüyadan uyanıyorum sonra, su yataklarından iğreniyorum biliyor musun? İnsan bence rahat olmaya alışmamalı. Çok yanlış, yapay hayatlar yaşıyoruz. Herkeste bir ahlak, vicdan. Bunlar sonradan gelmiş şeyler. Ormana gitmeliyiz. Ormanda yaşamalı. Ben ateş yakmayı sevmem. Sigara güzel şey. Dövme olarak sigara mı yaptırsam acaba? Saçlarım çok uzadı ve çok fazla uyuyorum. Akşam 12'de yatıyorum, sonra öğleden sonra dörtte kalkıyorum. Ab, nası, iy? Bir şey soracağım? Çocuğu aldırmasanız, ne koyacaktınız adını?

Senden iğreniyorum ve
artık ben abi olmaya karar verdim
kardeşin

R.

Hamiş: Sana daha mucizeden bahsedeceğim, öp kendini"

-IV-

"Garson bana her şeyi anlattı. Bir gece adamın tekiyle karşılaşmış. Bu arada Misiniyi? Sılnası? BENİMLE KONUŞMAMAYA DEVAM ETMEN CANIMI ÇOK SIKIYOR SÖYLEMİŞ MİYDİM. Herkesle barışıyorum. Garson bana her şeyi anlattı abi. Neler neler, bir gece adamın tekiyleş karşımışlarlarlarlarlarlarlar. Adam çok şeyler anlatmış, kimsenin bilmeyeceği şeyler, garson karşımda ağladı, bana dedi ki, herkesin sırt çantalarından bahsetti, bana dedi ki, adamın tırnakları yokmuş, hepsini çektirtmiş, babası çok iyi bir adammış, benim babamla ilgili bazı anılarım vardı, onları söyledim, babam bıyık bırakırdı dedim, abi sen bıyık bırakıyor musun? Peki, benimle küstün, ben de o yüzden gittim, bekledim, liseli kızı hatırlıyor musun, onu bekledim, takip ettim, okulunun orada bekledim, sonra apartmana dönerken takip ettim, apartmanda arkasından hızlandım, o da hızlandı, daha da hızlandım, sonra hafifçe çarpar gibi yapıp arkasına sürttüm, sonra da pardon der gibi ellerimi omzuna koydum, yüzüme baktı, korkuyordu, gözleri doldu ,gülümsedim, özür dilerim dedim, elimi saçlarına dokundurdum, sana çok acayip şeyler yaparım dedim, koşarak gitti, gözleri yeşil, göğüsleri böyle feci büyük, garson bana dedi ki, önümdeki kapalı ayrana batırdığım pipetle oynuyordum, bir sigara uzattı yaktım, Havin var ya, çok kötü şeyler yapıyormuş, iki üç dört beş kişiyle, anlarsın ya, CANIN ACISIN LAN, KONUŞ, BAĞIR BANA, SUSMA. Çok sinirliyim bu aralar nedense, ellerim titriyor, baş parmağımdaki tırnağı çıkartmaya çalıştım yapamadım, canım çok acıdı, abi odada kimse yok ama birileri sanki eşyalarımı karıştırıyor, telefonlarımda bir ses duyuyorum böyle, klik ediyor, birileri dinliyor mu acaba beni, liseli kıza sürttüm ondan mı oldu bunlar, neyse, babam ve annemi ziyarete gittim, çiçek bıraktım, toprak temizledim falan, abi ben de ölecek miyim bir gün? Garson bir mucize görmüş. Mucizeler varsa çok şey var çok şey yok. Adam garsona bir sigara uzatmış, bunu iç demiş, benim almanyada oğlum var demiş, onu göstertmiyor annesi, orospu demiş, çocuğum ulan o demiş, kanım benim. Sigarayı içmiş biraz garson, kan varmış içinde, sonra garson her şeyi anlamış, bütün masa, kaldırım, tabiat, Ankara hepsi anlatmış bir şeyler ve anlamış. Adam demiş ki sonra, ateş demiş, ateşe tap. Adamın sakalları varmış, geriye çekilmişler, saçları varmış, geri çekilmiş, kaşları varmış bitmiş, suratı öyle tertemiz kalmış, bir şarkı fısıldamış, sonra yürümüş gitmiş ama ayakları yokmuş. Sigaranın devamını bana verdi, biraz da o kalan kandan verdi, yemyeşil bir kan, kupkuru, içtim, ağzım kurudu abi, ABİ SENDEN İĞRENİYORUM BEN İĞRENİYORUM ULAN KONUŞSANA BENLE SUSMAYIN LÜTFEN ÇOK KÖTÜ HİSSEDİYORUM BURADA KENDİMİ KİRACILAR VAR PARA VERDİLER AMA KÖTÜ BAKTILAR SURATIMA BENİ SEVMİYORLAR Abi ben burada iyiyim, sen de iyisin inşallah. Dayımlar ziyarete geleceklerini söyledi, telefonda ağızlarına kusacağıma söyledim eğer gelirlerse, telefon kapandı.
Seni hep düşünen abin
R."

Not: Bu mektup diğerinden oldukça uzun bir zaman sonra vardı elime ve sanki çöpe atılmak için buruşturulmuştu. Bir çok karalanmış cümle vardı ama ben çözebildiğim kadarını yazdım, kalanını boş bıraktım.

-V-

Not: Kendimi uzun süre, ona bir cevap yazmaya zorladım ama beceremedim. Uzun cümleler, gereksiz süslü anlatımlar kullandım durdum, bir insana değil, bir fikire cevap yazıyormuşum gibiydi. Oysa hiç tanımadığı bana, tanıdığını düşündüğü kişiye ya da, yazmayı sürdürdü, gittikçe neyden bahsettiğini anlamamaya başladım. Bu mektup, sondan bir önce gönderdiği mektuptur.

"Boşvermemi söylediler. Merhaba. Tırnak altlarım temiz, evim temiz, sokaklar temiz, her şey temizdi bir ara. Havin bana bir ara çay içmemiz gerektiğini, konuşmak istediğini söyledi. Reddettim. Gizli gizli birilerini takip ettim. Güzel bir polisiye kitabı buldum, onu okuyorum, kendimi iyi hissettiriyor. Dürümcüdeki garsonla çok uzun muhabbetlere giriyoruz. Ona allaha inanmadığımı söyledim, hiç bir tepki vermedi, iyi çocuk bakma.

...
Bu sefer öyle rahat yazamıyorum. Bazı şeyler netleşiyor ama, mesela ne bileyim, liseli kız beni görünce kaçıyor, onu evime davet ettim, gitti, koştu, koşarken memeleri oynadı, sertleşemedim bile, aklım o kadar uzaklarda ki. Mesela dilencilerden iğreniyorum, söylemiştim ama sana bunu bir kere. Ya da ne bileyim, birilerini öldürmek, beni birileri öldürecek mi acaba?

***
Takip edildiğim bilgisine ulaştım. Dikiz aynalarından, bazen gece gözlerimi sıkı sıkı kapatıyorum, adımlar ve fısıltılar duyuyorum. Kim takip eder beni bilmiyorum ama çok önemli birisiyim galiba abi. Geleceği görebildiğimden şüpheleniyorlarmış. Yanlış, belki de geleceği görmüyorum ama ne istersem gelecekte o oluyor.

- - -
Telefonda aradılar, benimle görüşmek istiyorlarmış, hayır cevabı verdim, kimseyle görüşecek zamanım yok benim, onlar da bana bir mektup gönderdiler, dışarıdan elektrik faturası gibi ama içinde uzun uzun açıklamışlar. Çok yakında allah geliyormuş. Önce Ankara'ya uğramak istemiş ve benimle özel bir görüşme yapmayı planlıyormuş. Aklım çok karışık ya, belki yardımcı olacaktır.

' ' '
İki haftadır hiç bir şey yemiyorum, aç değilim, galiba ölümsüzüm ben abi, Allah geliyor şehre, sen gelmiyorsun, neden? Bir uğrasan, tavla oynasak, kötü mü olur sanki? Bazen çok acımasız olabiliyorsun abi. Küçükken de dizimi kırmıştın hani, babamlar laf edince, siktiri çekmiştin, hiç hastaneye ziyarete gelmedin beni. O kanlı sigaralardan içtim yine, ondan böyle nostaljiğim.

^ ^ ^
Sokağın başında selam verdiler, nasılım diye sordular, iyiyim dedim, beraber meydana kadar indik, bana bir apartman gösterdiler. Numara 29 dediler. Oradaymış Allah. Bir süre burada kalıp gidecekmiş. Beni görmek istiyormuş ama, özellikle söylemiş. Bu hafta içinde gelirsem iyi olurmuş.

Niye her şeyin içine Allah'ı katıyorum ki? O odada beni bekleyen başka biri olsaydı olmaz mıydı? Hatırlıyor musun? Bir mahallenin haberini yapmışlardı hani, herkesin öldüğü şu mahalle, sadece iki çocuğu bulmuşlardı canlı, bir kız, bir oğlan, oğlanın annesi alkolikmiş falan, öyle demişlerdi, ne garip olaydı o değil mi, çocuk tvlerde konuşmuş, annesinin bir elçi olduğunu söylemişti.

Ben de bir şeyler miyim acaba? İlahi falan belki.

...

Allahla konuştuktan sonra haber veririm. Kendine iyi bak. Sana galiba aşık oluyorum, ama olsun, öpüyorum kulaklarından.

R."
-VI-
"Çok düşündüm. Hep düşündüm ben. Olamayacakları, kedileri, seni, seni de düşündüm, babama o kadar bağırabilmen, ona kızabilmen, beni kulaklarımdan tutup, dikkatli ol demen, hep düşündüm bunları. Kızgınlığım büyük benim abi. Annemin düşen çocuğu doğsa ne olurdu acaba? Herkes yaşıyor bunları. Aşı gününde ağlamasam ne olurdu kimbilir? Abi Havin'le görüştük ve seviştik. Beni odasına çağırdı, önce konuşuyorduk, çok ağladı, seni özlediğini söyledi, başını kucağıma koydu, bir şey diyemedim, saçlarını okşadım. Duvardaki film posterlerine baktım. Sarhoştu sanırım. Ellerim titremeye başladı, çünkü ağlıyordu ve nefesi şeyime çok yakındı. Sertleştim. Kitaplara baktım. Sonra ayağa kalktı Havin. Kucağıma oturdu, kulağıma fısıldadı, senin adını söyledi hep, öyle sevişti benle. Çıktım odadan, eve giderken öyle çok ağladım ki, sonra bir baktım, o apartman. İşaretleri çok önceden görmeliydim değil mi? Her şey bir şekilde bitiyor abi. Bir gün bir odaya giriyorsun ki ve bir bakıyorsun bütün pencereler açık. Atlamak istemez mi insan? Bir kere sabah, yolda koşturdum durdum, bir tane araba geçmez mi yoldan? Geçmedi abi. Benim yaşamamı istiyor Allah. Sen istemiyorsun ama tabi. Kaç kere aradım telefonunu, cevap vermedin. Öleceğim ben, öldüreceğim kendimi, belki de öldürmem, banane, bilme, ama ortadan kaybolacağım. Garson gitti. Patronu bıçaklamış. Patronun kardeşi bana kötü kötü baktı, sonra siktir git dedi. Ağladım, salya sümük ayağına kapandım, özür diledim, anlamadı bir şey, silkeledi beni, attı ortalığa. Kızılay'daki, banka oturan kadın heykeli, onun yanına oturdum ben de. Neyse, sonra o apartmanı gördüm. 29. Numara 29.

Sana bir şiir yazdım abi:

Ben bir kere ölü kırlangıçlar gördüm
Duvarlara asıldılar onlar.
Ben bir kere yolda, kan gördüm.
Ertesi gün silmişler,
geriye kalan kola kutuları.

Ben bir kere nasılsın diye sordum.
Ben bir kere, nasıldım, hiç göremedin.

Yalnızlığı gidermek için böcek yer mi insan?
Ben bir kere çok tek başımaydım,
Böcek yedim, çok.

Beğendin mi? İlk denemem, o yüzden kötü gelmiş olabilir ama gerçekte yaşadıklarım üstüne yazdım bunu, yaşanmışlıktan doğan yazılar daha iyi oluyormuş, ilk okul öğretmenimi gördüm sokakta, gittim, tekme attım, sonra gülerek koştum, beni gördü, tanımadı salak. Sonra neyse, apartmanı gördüm, Numara 29. Girdim içeri. Selamladılar. Beni bekliyorlarmış öyle dediler. İçeride görüşme yapabilecek mişim, sonra da mektubumu yazabilecekmişim. MEKTUPLARDAN BİLE HABERLERİ VARDI ABİ. Takip ediliyor olabilirsin belki yani. Neden olmasın ki? Asansöre bindim, bisikletlerim geldi aklıma, sen süremezdin, salaksın bence sen, ne gülerdik ama, allah benim babamı cehenneme atsın, annemi de odunu yapsın, seni de ne yaparsa yapsın, yoksun artık sen benim için, umutsuz aşk bu, öyle bir şeymiş, kulakların da olmasın artık.

Kapıyı tıklattım abi. Bunlar on beş dakika önce oldu. Bana izin verdi şimdi yazıyorum her şeyi. Şiirimi de okudum, çok beğendiler hepsi. Neyse, karşısına çıktım, bir sandalyeye oturttular beni. Bana ne diyeceğini sordum. Ellerini önündeki lahmacundan çekti. Ayağa kalktı, yaklaştı, bana baktı, suratımı çevirdim, sonra yanındakine döndü ne dedi biliyor musun?

"Kim ulan bu?"

İşte Allah'ı böyle öldürdüm bugün abi.

Yine de sen cehennemde yanacaksın.

r."

Not: Daire numaram 29.

Yazıları yorumlamak, beğenmek, oylamak için giriş yapın ya da aramıza katılın.