Öğlen
Hüseyin, kırk yılda bir giydiği siyah takım elbisesi üstünde, öğleden sonra varabildi. Çiğdem Sokak, numara bir. Sokak lambasının dibindeki köşeyi işgal etmiş bir kutuyu andırıyordu dükkan. İki cephesi de yekpare camekan. Ön tarafında; sayıları, hacimleri ve yükseklikleri günden güne değişebilen, içerden bakıldığında insanları komik aynalardaymış gibi şekilsiz, yamuk gösteren mavi su bidonları.
Meftun da olsaydı şimdi çok eğlenebilirlerdi.
Yan binadaki muhasebe bürosunun saymanı Mustafa Dayı, yemeğe çıkıp geçecekti birazdan; o pompayla şişirilmiş gibi duran göbeğiyle. Daha dün; “bu adam yüzükoyun yatsa iki tarafa takoz koymak lazım sallanmaması için” fikrine gülmekten, bir telefon siparişi kaçırmışlardı. Hem ardından belki Rasim uğrar; rengi solmuş, darlıktan tayt gibi üzerine yapışmış her zamanki kahverengi pantalonundan bihaber, onlara yeni iş planlarından bahsederdi. Onlar da O’nu boşa yüreklendirip yurt dışına göndermeye çalışırlardı yine. Belki de bu sefer piyango milyoneri yaparladı. Bu arada tanımadık insanlar daha çok olacaktı mutlaka sokaktan geçen. Hava güzeldi bugün. Kimbilir kimin hakkında ne gibi senaryolar tasarlayıp, nasıl konuşacaklardı. Kaç adamı pezevenk yapıp, kaç kızı eve atacaklardı. Hele bir de es kaza Meliha gelse, bir de kısa etek giymişse, karşıdaki babası emlakçı Fuat Amca’ya çaktırmadan, önce kesik atıp sonra hayaller kuracaklardı. Akşam yaklaşırken tavlaya oturup iddiaya tutuşacaklardı. Olmadık laflar edip birbirlerinin sinirlerini gevşetmekti maksat. Nasırlı eller, iki nefes sigara ve çay. Askıcı Kamuran en az bir saat muhabbetlerini dinleyip yine azar işitecekti kahveci Cevat'tan. Hava kararınca Cinci Mücahit damlayacaktı; ispirto şişesi gibi nefesiyle heceleyecekti bütün hayatını. Sonrası malum. Dükkanı kapatıp, zehirlenmiş gibi gideceklerdi yine Rıfat Baba’nın meyhanesine. Meftun iki dubleden sonra Zehra’dan konuşacaktı, ağlayacaktı. Hüseyin de bir paket sigarayla masada kalan her şeyi temizleyip bol bol dinleyecekti onu.
Ne olurdu şimdi Meftun da olsaydı burada.
Cenazesi bugün öğlen namazını mütakip, Gündoğan Mahalle Mezarlığı’na defnedildi. Sokaktaki herkes kapatmıştı. Saate baktı. Birkaç dakika geciktiğini fark etti. Biletini bir kez daha kontrol edip Zehra ile buluşmak için terminale gitti. Yolda -her polis gördüğünde- başını sakladı.
- 104 gösterim
Yazıları yorumlamak, beğenmek, oylamak için giriş yapın ya da aramıza katılın.
