İyi Niyet Mektubu
Her şey farklı olabilirdi, aynı şehrin iki ayrı semtinde uyurken seninle, aynı rüyaları görüyor olduğumuzu umduğum o gecelerde başka kadınlar geçiyor olmasaydı uykularından...
Kızılay'da geçtiğim her sokakta bir anı suratıma çarparken, sen yeni anılar ediniyor olmasaydın,
Okuduğum kitaplarda altını çizdiğim cümleler olmasaydı, altını çizdiğim cümleler bu kadar canımı yakmasaydı, şehir üstüme üstüme gelmeseydi, her şeyi yok sayıp yeni başlangıçlar yapmasaydık, yeni sonları hazırlamasaydık, birbirimizi sevmeseydik, başkalarını hiç sevmeseydik...
Karlı bir kış günü Başkent'ten bozkırın buz tutmuş soğuğuna gelmeseydin, gel demeseydim, o telefonlara hiç bakmasaydım.
Her şey farklı olabilirdi, çocukken gittiğim pikniklerde başka çocuklarla kavga etmeseydim, başka çocuklar meyvelerini toplayıp piknikleri terk etmeseydi...
Bir bahar günü, bir sahil kasabasında birbirimize teğet geçiyor olsaydık seninle. Ben ayaklarımı iskeleden sarkıtmış kâğıt helva yiyorken, sen gazete bayiinden spor gazetesi alıyor olsaydın. Denize bakan banklardan birinde oturmuş gazeteni okuyorken sen, ben hemen arkadaki kordon yolundan geçip gidiyor olsaydım. Birbirimizi hiç görmeseydik, hiç tanımasaydık.
Ya da Ankara'nın felç edici ayazında Yüksel'deki banklara oturmuş, sen Cafem'in kalabalık bahçesine ben Eylül'ün renkli standlarına bakarken, aynı anda haşlanmış mısır yiyor olsaydık. Aynı anda kalkıp zıt istikametlerdeki evlerimize gidiyor olsaydık.
Her şey farklı olabilirdi, babam hiç sigara içmemiş olsaydı, salıncaktan düşmemiş olsaydım, kırmızı saçlı bebeğimi ablamın arkadaşına hediye ettiğini hiç öğrenmemiş, kurşun askerimi elin "gavur" memleketlerinde terk etmemiş olsaydım.
Saçlarım kıvırcık olmasa her şey farklı olabilirdi. Daha uzun boylu olsaydım, daha çok param olsaydı, başka bir iş yapıyor olsaydım - mesela terzilik - , elime iğne batsaydı da beynim cam kırıklarıyla dolu* olmasaydı, daha az ağlayıp, daha çok mandalina yeseydim...
Sarı saçlı mavi gözlü çocuk eline kaset bandı sarmamış, ağustosun sıcağında mavi yün kazağı giymemiş olsaydı, ben o görüntüyü hiç görmemiş olsaydım. Babam hiç sigara içmeseydi...
Seninle üç katlı ahşap bir evin önündeki taşlıklı yolda, karşı yönlerden gelip, zıt yönlere gitseydik, göz göze bile gelmeseydik. Kulaklıklarımızda aynı şarkılar çalsa ama bunu hiç bilmeseydik.
İnsanlar sevdiklerinin yüzüne telefonlar kapatmasaydı, tehditler etmeseydi, yazarın biri Telefonun hiç çalmıyorsa, bil ki benim.** demese, bu cümle msn iletisi olmasaydı...
Her şey farklı olabilirdi sevgilim, Kuğulu'daki anne kuş, yavrusuna simit kırıntıları taşırken, senin gözlerinde gördüğüm o ışığa hayranlıkla baktığımda, içimden tuttuğum dileğe ortak olmuş olsaydın. Ya da ben o dileği hiç tutmamış olsaydım...
* Oğuz ATAY
**Jimmy Buffet
- 146 gösterim
Yazıları yorumlamak, beğenmek, oylamak için giriş yapın ya da aramıza katılın.

