Önce sakallarını kestim. Güzelce köpürttüm suratını, hiç titremedi ellerim usturayı kullanırken. Sonra ensesini temizledim, saçlarını düzelttim, burnundaki kılları aldım. Geçtiğimiz pazartesiydi sanırım. Çocuklar bağıra çağıra marş okuyordu. Yan dairedeki çiftin konuşmaları duyuluyordu, bir sigara yakıp suratını izledim sakince. Hiçbir şey hakkında düşündüm. Erik...
Jim Morrison da “Şair olarak anılmak isterim” diyenlerden. Onun gibi on parmağında on sanat diyebileğimiz pek çok isim aynı cümleyi dile getirmiştir, örnekleri mevcut. Öyküleriniz, romanlarınız var, prodüktörlük yapıyorsunuz, köşe yazıları yazıyorsunuz, eleştirel / teorik kitaplarınız var ve ayrıca güncel meselelere kafa yormaktan kaçınmıyorsunuz. Hangi sıfatla anılmak...
Otuz dört zenci ve otoyol kana bulanmış. Sekiz tanesi tellere dayanmış, boş boş etrafa bakıyor. Dördü sigara üzerine sigara içip devrimden bahsediyor. Biri oturmuş çimleri yoluyor. Diğerinin elinde telefon, artık çalışmayan tuşlara basıyor. Sondan bir önceki hayallerine dalmış evini düşünüyor... Sahra’nın ötesinde... Geriye kalan iki büklüm, dünya dolusu Afrika kusuyor. Güneş...

Aydaki Adamlar, kozmosun kadim güçlerine kafa tutan dört maceraperestin başından geçenleri anlatıyor. Hikaye yeni katılımlarla ilerliyor...

Hariçten Gazel, şubat iki bin sekiz ile ocak iki bin dokuz aralığında beş sayı çıkmış efsanevi edebiyat dergisi...

Üç, Enver Behim'in hazırlayıp sunduğu, düzensiz periyotlarda yayın yapan, her sayısında üç yazardan üç yazı barındıran bir elektronik fanzin...

Sipariş almak için yedi numaralı masaya yöneldim. Kalın kaşlarımın altından sımsıcak bir bakışla "Hoşgeldiniz, ne arzu ederdiniz?" diye sordum...
Onu görür görmez kulübesinin önünde, dili bir karış dışarıda kuyruğunu sallamaya başlayan Leonard’a sağ elinin parmaklarını dümdüz yapıp alnına...
Bazı anlar vardır, bir an için durup nasıl olup da bu kadar saçma bir yere sürüklendiğinizi düşündüğünüz anlar. Eğer birazcık aklınız varsa boş...
I. Şimdi sen bana soruyorsun ya niye yaptın bunları diye, anlatayım. II. Beni bir akşam alacasında aldılar, götürdüler. Ellerime kalın urganlar...